PANİK ATAK BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ

Panik atak, nedensiz ve birdenbire ortaya çıkan, kalp çarpıntısı, baş dönmesi, aşırı endişe, bunalma, sıkışma, aşırı korkma duygusu, öleceğini ya da kalp krizi geçireceğini düşünme hissini içeren psikolojik bir rahatsızlıktır. Panik atağın birçok sebebi olabilir. Bu sebeplere baktığımızda iki başlık altında incelendiğini görürürüz. İlki genetik yani biyolojik sebepler, diğeri ise psikolojik sebeplerdir. Psikolojik sebepler ise genellikle kişinin bulunduğu olumsuz yaşam olayları ile baş edememesinde kaynaklanabilir. Bazı vakalarda ise çocukluk dönemindeki bir takım travmalardan kaynaklanabilir. Tabi ki bu travmalar hemen ertesi gün kişide panik atak oluşturmaz, genellikle yıllar sonra ortaya çıkar. Boşanma durumu, sevilen birinin kaybı, yalnızlık duygusu, sorumluluklarla baş edememe, eş çatışmaları, otoriter ve yargılayıcı ebeveyn, yönetici ya da eş ile yoğun stres altında hissetme gibi yaşam olayları panik atak hastalığını tetikleyebilir. Beslenme de panik atak hastaları için çok önemlidir. Kötü beslenme alışkanlığı, aşırı uykusuzluk, yorgunluk da olumsuz yaşam olayları ile birleşince kişi kendini güçsüz hissedip durumla baş edemeyebilir.

Panik atağın belirtilerini şöyle sıralayabiliriz: göğüs sıkışması, göğüste ağrı, nefesin daralması, soluk alıp vermede sıkıntı, bayılacağını hissetme, vücudun uyuşması ve ürpermesi, baş dönmesi, ateş basması ve ölüm korkusudur. Bu belirtilere panik atak diyebilmemiz için belirtilerin aniden, sebepsiz bir şekilde ve birkaç mekanda olması gerekir. Bu belirtilerden en az 4 ya da fazlası sebepsiz bir şekilde oluyor ise panik atak tanısı konulabilir.

Panik bozukluk dediğimizde ise, panik atağın sürekli yaşanacağına dair bir korkudan bahsedebiliriz. Yani panik bozuklukta kişi bir kez panik atak krizi geçirmiştir ve daha sonra hep onun olacağından korkmaktadır. Panik bozukluk ileri durumlarda kişiyi evden çıkamaz hale getirebilir. Çoğu durumlarda evden tek başına çıkamaz ya da evde tek başına kalamazlar. Panik bozukluğu olan kişi vücudundaki ufak bir değişikliği panik atak krizi olarak yorumlayabilir, sürekli hastanelere gider ve hep aynı cevapla karşılaşır. Herhangi bir tubbi sıkıntısı olmadığı cevabı ile, hastanelerde genellikle bu hastalar psikiyatri ve psikoloji servisine yönlendirirler. Fakat bazen kişiler rahatsızlığının kesinlikle olduğunu fakat doktorların onu anlamadığını düşünür. Hastane hastane doktor doktor gezerler, hem maddi hem manevi olarak büyük bedeller öderler. En son genellikle kabullenirler, fakat büyük bir yorgunluk yaşamışlardır. Panik bozukluk toplumda sık görülen ve her 100 kişinin yaklaşık 3-4 ünde olan bir rahatsızlıktır. Panik bozukluk kişide depresyon, kaygı bozukluğu, takıntı hastalığı gibi diğer psikolojik bozukluklara da sebep olabilir. Bundan dolayı tedavinin erken olması önemlidir.

Çocukluk döneminde ebeveynlerin biri ya da ikisinin aşırı otoriter olması panik bozukluğa temel hazırlayan sebeplerden olabilir. Böyle bir surumda çocuk aile içinde kendini yalnız hissedecektir, yetişkinlikteki yalnızlık duygularında da atak geliştirme riski olabilir. Kişinin aşırı mükemmelliyetçi olması, başarısızlığı kabullenmemesi, zayıflığa tahammülü olmaması gibi kişilik özellikleri de panik atak için tetikleyici bir unsurdur. Bireybaşına gelenleri kabullenmekte ne kadar tahammülsüzse ruhsal yapısı bundan o kadar zarar görür ve psikolojik birçok hastalığa temel oluşturabilir. Sağlıklı zihin, başına gelen olumsuz bir olayı önce değiştirmeye çalışır, değiştiremiyorsa onu kabullenerek hayatına öyle devam eder. Aynı zamanda değiştirip değiştiremeyeceğine dair sağlıklı bir analiz yapılır.

Panik atak hastaları psikoterapiden çok iyi ve genellikle hızlı fayda görmektedir. Tedavi planını oluşturabilmek adına, bir psikolog ya da ruh sağlığı uzmanı ile hastalığın başlangıç öyküsü, kişinin genel yaşam öyküsü gibi temel konular hakkında görüşülmeli, daha sonra tedavi gerçekleştirilmeye başlanmalıdır. Panik atak tedavisinde düzenli terapiye katılım önemlidir. Düzenli terapi uygulandığında tekrarlanmayacak şekilde iyileşir. Tedavi sürecinde sabırlı olunmalı ve psikolog tavsiyelerine uyulmalıdır.

PSK. BERNA GÖRGÜLÜ